mekan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mekan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

VAPIANO - Gerçek Bir İtalyan Lezzeti

Şu an aklımdan geçiyor...

Kesinlikle Nişantaşı' nda ve VAPIANO' da olmalıyım :)

Ama çalışan bir insan olduğum için, aynı yakada bulunmama rağmen sadece minicik bir "1 saatim" olduğu için, Nişantaşı'na gidip gelmek, yemek yemek ve bunun keyfini sürmek sadece yorgunluk verici bir koşuşturmadan ibaret olacağı için, ve bu sebeplerle şu an aklımdan geçeni eyleme dönüştüremeyecğim için, dedim bari duygu ve düşüncelerimi bloğuma dökeyim, gitmiş kadar olayım:) Wellcome to Pollyanna' s world :))

DAMDAKİ KEDİ

Koşuyolu

Çocukluğumun geçtiği yer. İyi bilirim oraları :)

Eskiden oralarda hiç bir şey yoktu. Hiç bir şey. Ama yine de güzeldi hep. Koşuyolu’ nun tam ortasında upuzun devam eden kocaman parkın yapıldığı zamanları hatırlıyorum dün gibi. Sonrasında cafeler açılmaya, ortam renklenmeye, canlanmaya başladı. Güzel de oldu. Bir sürü güzel cafe var şimdi orda. Alternatif çoğaldı. Arada gidiyoruz, seviyorum. İyi ve huzurlu vakit geçiyor oralarda.

Canımız LAHMACUN Çekince…

Cuma akşamı iş çıkışı nişanlımla buluşmak üzere, onun beni beklediği yere doğru yol alıyordum ki… Bir adam, fırından yeni çıkmış MİS gibi kokusuyla, içi lahmacun dolu kocaman bir paketle yanımdan geçti! Ben yürümeye devam ederken, bir yandan “ne yesek acaba ?” diye kara kara düşünürken bunun olması ne isabet bir tesadüf! :)

CAFE JERFI

Dün akşam dostlarla toplanma günlerinden biriydi.
Ben bu gezme tozma meselelerinde sanırım çok alışkanlıklarına bağlı ya da gelenekçi biri değilim çünkü hep nerde ne açılmış, ne açılacak merakıyla gözüm billboardlarda, reklam ve ilanlarda, gazete ve dergilerde :) Hemen gitmeliyim, görmeliyim, yeni yerler ve tatlar keşfetmeliyim. Ortamın ve yemeklerin analizini yapmalıyım. Beğenip beğenmediğim konusunda bir sürü cümle ve yorum sarfetmeliyim :) Nişanlım bu halime çok güler. Aslında ben de…:)
Elbette ki benim de üst üste aynı yere gitmek istediğim oluyor. Bkz. Cafe London :)
Dün akşama dönersek, dostlarla bir sürü kakara kikiri yapacağımız, eski günlere dair tozlu raflarda kalmış birçok mesele, dedikodu ve anıyı tekrar masaya yatıracağımız ve çok gülüp, çok eğlenip, ses çıkarmak durumunda kalacağımız aşikardı. Bu nedenle yapılacak en uygun şey, sessiz, sakin, yüksek sesli sohbet ve kahkahaya elverişli, uzun müddet oturabileceğimiz yani yıllanabileceğimiz ve rahat edebileceğimiz bir mekan bulmaktı...

Pierre Loti - Bir İstanbul Manzarası

Haliç'in yanıbaşında, kendisine tepeden hayran gözlerle bakan Pierre Loti tepesi, bir çok İstanbullu'nun adını duyup da nerede olduğunu bilmediği veya hep gitme planları yapıp da bir türlü gidemediği mütevazı bir cennet köşesi.

Havanın güzel olduğu bir Pazar günü veya sabahı, görebileceğiniz en güzel manzaralardan birine karşı şöyle kömür ateşinde demlenmiş bir çay içip yanında da meşhur sokak simiti yemek veya kendi hazırladığınız kahvaltılıkları mideye indirmek İstanbullular'ın elinde olup da farkında olmadıkları bir nimet. Hele bunun üstüne içilen Osmanlı usülü türk kahvesinin tadı da eklenince değmeyin keyfinize...

İNTİBA ET LOKANTASI

Cuma akşamı iş çıkışı nişanlımın işyerine gittim. Zaten o gün izinli olduğum için özellikle böyle bir planı devreye soktuk çünkü normalde işyerimden oraya ulaşmam imkansız olurdu herhalde o trafikte Cuma Cuma.Taa Gayrettepe'den Kavacık'a yani.
Ne zamandır bana iştahla öğle yemeklerine gittikleri biyerden bahsediyordu. Döneri süpermiş:) Oraya gidecektik. Program buydu aslında...

TRATTORIA IL FARO - Kalamışta İtalyan Esintisi

Meşhur İtalyan Trattoria’sı artık Istanbul’da…
Kalamış’ta hizmet veren Trattoria il Faro, İtalyan mutfağına hayran olanları bekliyor…
Marina’ya çok yakın olan ve ağaçların arasından gözüken bu şirin kırmızı villa aynı zamanda Trattoria’nın işleticilerinin de kaldıkları ev…
Villanın bahçesi ise gerek düzeni, gerek dekorasyonu ile girenleri şaşkınlığa uğratıyor. Binaların arasında saklı kalmış bir cennet gibi.
Gerçek İtalyan mezeleri ve tutkunu olanların bildiği gerçek İtalyan pizzasının tadılabileceği ender yerlerden biri…

PALMA D`ORO - Caddede Piyanolu ve Şaraplı Geceler


Palma D’oro 1966 yılında İzzet Özilhan tarafından köşk olarak yaptırılmış günümüze kadar mimarisi korunmaya çalışılarak, 2005 yılında Mimar Alkan Ak tarafından Restaurant - Cafe - Roof Bistro olarak hizmetinize sunulmuştur.
İç mekanda dikkati çeken en önemli detaylar, klasik mobilya, tropikal çiçekler, kendinizi evinizde hissetmenizi sağlayacak klasik tablolar, 2 adet şömine, piyano, aydınlatma unsurlarının olduğu gibi korunmasıdır.
Palma D’oro ismini 35 yıl önce bahçesine dikilen ve özenle korunan Palmiye Ağacından almaktadır.

PASTARITO - Suadiye'de bir İtalyan


Pastarito, asırlık İtalyan yemekleri ve ambiyansı ile dünyaya yayılmış restoran markasıdır.İlk Pastarito 1993 yılında İtalyan bir girişimci tarafından  Torino’da açıldı.
Marka, İtalya ve yurtdışında geliştirilmesi hedefi ile 2004 yılında Cir-Food Group tarafından satın alındı.

CAFE LONDON - Lezzet ve Keyif Durağınız



Cafe London Kozyatağı ve Göztepe’deki şubeleriyle cafe anlayışına rahatlık, keyif, lezzet ve ev sıcaklığını getiriyor. Güleryüzlü personeli ve makul fiyatları da buraya en azından bir kez gelmeniz için yeterli.

PIOLA - Pizza Pizza



Piola, Gayrettepe’de Point Barbaros Hotel’in altında açılan dünyaca meşhur İtalyan restoranı. Türkiye’deki ilk şubesi. Dünya çapında toplam 25 şubesi bulunuyor.

Pizza’yı zaten çok seven biri ve her yerin pizzalarını bir tadımlık bile olsa keşfetme meraklısı olarak, buraya gidip pizzalarını teste tabi tutmamak olmazdı :)
 
baglantilar.net oyunlar Zirve100 Site istatistikleri
Zirve100 Toplist